Dargeçit JİTEM Davasında aileler, "Artık nefes alamıyoruz" diyerek karar verilmesini isterken, Av. Erdal Kuzu ise, dönemin ilçe savcısının durumuna dikkat çekerek, bir önceki mahkeme başkanının delil kararttığını söyledi.
Sanıklardan Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren ve bir kısım sanık avukatı bulundukları kentlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, mahkeme heyeti gelen evrakları okuyarak, 5 yıl önce hakkında tanık olarak dinlenmesi yönünde karar verilen, ancak bugüne kadar "ulaşılamayan" dönemin Dargeçit Cumhuriyet Savcısı Adem Kul'a halen ulaşılamadığını belirtti.
Kireç Kuyusunu Hatırlattı
Ardından söz alan Seyhan Doğan'ın kardeşi Hizni Doğan, "Ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Eskiden mahkeme kapıları bize kapalıydı. Şimdi açıldı ama yıllardır mahkemeye gelip gidiyoruz. Şimdi bir insan, bir insanı öldürünce hemen faili tutukluyorlar. Ama bu kişiler neden tutuklanmıyor. Faillerin tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz" diye belirtti.
'Artık Nefes Alamıyoruz'
Mahkemenin “güvenlik” gerekçesiyle Midyat'tan Adıyaman'a taşındığını anımsatan Altunkaynak, “Hangi sanık Adıyaman'a geldi. Hepsi SEGBİS’le katılıyor. Bu mahkemenin buraya taşınması bize eziyet yapmak içindir. Biz bu sanıkların dışarıda serbest gezmesini istemiyoruz. Bunların tutuklanması gerekiyor. Artık mahkemenin karar vermesi gerekiyor. 27 yıldır biz nefes alamıyoruz" tepkisinde bulundu.
Ardından söz alan Nedim Akyön'ün ağabeyi Ahmet Akyön de, sanıkların bir gün olsun mahkemeye gelmediğini belirterek, artık sonuç almak istediklerini söyledi.
Mahkeme Başkanı Delil Kararttı
Bu sırada araya giren Mahkeme başkanı açıklama yaparak, tanık olarak dinlenmesine karar verilen ancak 5 senedir ulaşılamayan dönemin Dargeçit Cumhuriyet Savcısı Adem Kul'un durumu hakkında karar alma sürecine gireceklerini söyledi.
Ardından Kuzu savunmasına devam ederek, "Müvekkillerimizle bunun değerlendirmesini yapacağız. Yargıya olan güven meselesi Türkiye'de tartışılan bir konu haline gelmiştir. Adem Kul'un dinlenmesi kararı 2017 yılında alınmış. Ancak 5 yıl oldu. Bu kişi hakkında dinleme kararı alındığında hakkında soruşturma da vardı. Bu kişi sonra tutuklandı ve tahliye edildi ama mahkeme UYAP'tan ulaşacağı bilgiye bakmadı. Bir önceki mahkeme başkanı delil kararttı. Ceza yargılamasında her türlü işi yapabilecek kişi delil karartı" şeklinde konuştu.
'Dalga Geçiliyor'
90'lı yıllarda gözaltında kaybetmenin bir devlet politikası olduğunu dile getiren Kuzu, savcının mütalaasında olayla ilgili kamera kayıtları olmadığı yönündeki değerlendirmesine dikkat çekerek, "Mütalaa diyor ki; 1995 yılında Dargeçit’te kamera kaydı olmadığı için beraat kararı verilmiş. 1995 yılında nerede kamera vardı? Bu aklımızla dalga geçmektir. 1995’te hangi devlet kurumunda kamera vardı. Bunu sanıklar bile söylemedi. Bu mütalaa insanın aklı ve duyguları ile dalga geçen bir mütalaa. Savcı beraat isteyecekse bile mantıklı gerekçeler sunmalı. Bu mütalaa değiştirilmelidir" ifadelerini kullandı.
'Daha Ne Delil Olsun'
Ailelerden Tepki
Avukatın sözlerine aileler tepki gösterirken, Hizni Doğan, anlattıklarının hikaye değil gerçek olduğunu belirtti. Mahkeme başkanı, karşılıklı tartışma yapılmaması uyarısında bulundu.
Sanıklardan Haydar Topçam'ın avukatı Nazmi Gökçe de, sanıklar hakkında karar verilmediğini bu nedenle mağdur ailelerinin sanıklara katil demesinin zapta geçirilmesini istedi.
Savcılık mütalaasını tekrar ederken, avukat Kuzu, katil kelimesine dönük sanık avukatlarının tutumuna değinerek, "Bu kişilerin katil olduğunu söyleyen sadece biz değil, Cumhuriyet savcısının da kendisidir. Biz başından beri bu kişilerin katil olduğunu söylüyoruz. Her defasında müvekkillerimizi bu şekilde tehdit ederek, baskı altına almak istemelerini de kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.
Ardından ara kararını açıklayan mahkeme sanıkların tutuklanması taleplerini reddederek, sanıkların yurtdışına çıkış yasağı yönündeki adli kontrol talebinin devamına, tanık hakkındaki kovuşturma dosyasının akıbetinin Yargıtay’dan sorulmasına karar vererek duruşmayı 4 Temmuz’a erteledi.