Seyithan Durdu Davası

Case Start Date:
21 May 2025
Court Name:
Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Defendants:
Yiğithan Adalı
Victims:
Seyithan Durdu

Seyithan Durdu Davası

34 yaşındaki Seyithan Durdu28 Aralık 2024 gecesi, Van’ın Özalp ilçesinde, Özalp Tulgalı Sınır Karakolu’nda Kol Komutanı üstteğmen Yiğithan Adalı’nın açtığı ateş ile vurularak yaşamını yitirdi. 

Olay anında Seyithan’ın yanında olan Ş.D. ve Z.D. başka yakınlarına haber ederek Seyithan’ı hastaneye getirdi ve Dönerdere bölgesinde bir asker tarafından vurulduğunu bildirdi. Bunun üzerine yapılan araştırmada olay yerinde ve anında devriye görevi yapan üç asker tespit edildi. Bunlardan biri tabur komutanı, biri uzman asker, diğer ise kol komutanı idi. Olay yeri incelemesinde, olay yerinde yapılan incelemede 2 adet kovan ve 1 adet mermi çekirdeği tespit edildi.

Aynı gün başlatılan soruşturma hakkında, Özalp Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Özalp Sulh Ceza Hakimliği tarafından kısıtlama kararı verildi ve tarafların soruşturma dosyasına erişimi engellendi. Durdu ailesinin vekili Av. Özal Bedir tarafından kısıtlılık kararına yapılan itiraza dair bir karar verilmedi ve talep işlemsiz bırakıldı.

Üç asker hakkında yürütülen soruşturmada olay günü jandarma karakolunda ifadeleri alındı. Yiğithan Adalı ilk ifadesinde; devriye gezdikleri sırada termal kamera ile kaçak göçmenlere rast geldiklerini, bu sırada aracın arka koltuğunda oturmakta iken camı açıp havaya doğru 2 el ateş ettiğini fakat olay yerinde Seyithan Durdu ya da başka kişileri görmediklerini, Dönerdere bölgesine ise hiç gitmediklerini beyan etti. İfadelerinin ardından serbest kaldılar. 

28 Aralık 2024 tarihli Van Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı otopsi tutanağında, sol femur medialde 7-8 adet milimetrik oval-yuvarlağımsı metal sütür materyali ile uyumlu dansite artışları olduğu, batın sağ tarafta çok sayıda milimetrik deforme metalik cisim imajları olduğu görüldüğü, maktülün ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin aort ve omurgayı parçaladığı belirtildi. 

31 Aralık 2024 tarihinde gözaltına alınan Yiğithan Adalı, 1 Ocak 2025 günü savcılık tarafından alınan ifadesinde ise Çaldıran anayolu üzerinde bulunan Dönerdere istikametinde tali yola girerek Seyithan ve diğer iki kişiyi takip ettiklerini ve bu kişilerden birinin üzerinde tüfek görmeleri üzerine Yiğithan Adalı’nın dur ihtarında bulunduğunu ve kişilerin durmadığını, bunun üzerine aracın arka sağ koltuğunda bulunan Yiğithan'ın silahıyla birkaç el ateş ettiğini, maktulü vurup vurmadığını bilmediğini beyan etti.  Ilk ifadesi ile savcılık tarafından alınan ifade arasındaki çelişki sorulunca ise olay anında korktuğu için ilk ifadesinde yanlış beyanda bulunduğunu kabul etti. 

01 Ocak 2025 tarihli Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü ve 24 Şubat 2025

tarihli Erzurum Bölge Kriminal Polis Labaratuvarı kriminal uzmanlık raporuna göre olay

yerinde bulunan boş kovanların şüpheliler M.Ç. ve S.G.’nin silahlarından atılmadığı, şüpheli Yiğithan Adalı'nın silahından atıldığının tespit edildi.

Şüpheli Yiğithan Adalı, 01 Ocak 2025 günü Özalp Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. 

02 Ocak 2025 tarihli Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü uzmanlık raporuna göre maktülün vurulduğu ve tanık Ş.D.’nin tarif ettiği Dönerdere kırsalındaki çeşmenin az ilerisindeki dere yatağından alınan lastik izlerinin şüphelilerin içinde bulunduğu aracın lastik izleriyle örtüştüğü tespit edildi.

6 gün süren tutukluluk sonrasında Yiğithan Adalı, 7 Ocak 2025 tarihinde tahliye edildi. 

Seyithan Durdu’nun olay anında yanında bulunan Ş.D. ve Z.D, ifadelerinde olay gecesi sınırdan kaçak olarak gelen göçmenleri karşıladıklarını beyan etmişti. Bununla ilgili her ikisi hakkında ve yardım için çağırdıkları yakınları hakkında soruşturma açıldı ve Ş.D. ve Z.D hakkında tutuklama kararı verildi. 

Özalp Cumhuriyet Başsavcılığı, 2024/1056 Soruşturma numaralı dosya kapsamında 24 Mart 2025 tarihinde, kriminal uzmanlık raporları ile Ş.D. ve Z.D.' nin de tek bir kişinin tabanca ile ateş ettiği şeklinde beyanı birlikte değerlendirilerek, şüpheliler M.Ç. ve S.G.’nin Seyithan Durdu'nun ölümüne sebep olacak yönelik bir eylemi olmadığından haklarında takipsizlik kararı verdi. Bu karara Durdu ailesi vekili itiraz etti. Şüphelilerin müşterek fail olduklarını, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini, öldürme eyleminden sonra üst konumunda olan şüpheli M.Ç.'nin emir ve komutasında olay yerinden kaçtıklarını, öncelikle sağlık birimlerini aramadıklarını ve ilgili kolluk birimini haberdar etmediklerini, bu şekilde Seyithan’ı ölüme terk ettiklerini belirtti. Ayrıca olayın yaşandığı anlarda 03.00-05.00 saatleri arası telefon arama kayıtlarını sildikleri ve şüpheli M.Ç tarafından diğer şüpheli Yiğithan Adalı’ya "sakin" içeriğinde kısa mesaj ilettiğini ve bu kaydın dosyada sabit olduğunu aktardı. 26 Mart 2025 tarihli Saray 2. Hudut Tabur Komutanlığı tarafından gelen yazıda olay yerinin 2. derece askeri yasak bölge dışında kaldığı belirtildiğini, 118-1(A) Hudut Hizmetleri Yönergesine göre 2. derece askeri yasak bölge dışına çıkan kişilerin, derhal jandarma veya polise bildirilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince şüpheli ve yanında bulunan diğer şüphelilerin görev alanı dışında olduğundan jandarma kolluk görevlilerine haber vermesi gerektiği, ancak herhangi bir bildirimde bulunulmadığını hatırlattı. Fakat takipsizlik kararına karşı itirazlar reddedildi. 

28 Mart 2025 tarihinde Özalp Cumhuriyet Başsavcılığı fezleke düzenleyerek Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Fezlekede şüphelinin “olası kast ile öldürme” suçundan yargılanması için dava açılması istendi. 8 Nisan 2025 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığı fezlekeye uygun şekilde şüphelinin “olası kast ile öldürme” suçundan cezalandırılması için Yiğithan Adalı hakkında kamu davası açılmasını talep etti. 

İddianamede tüm ifadeler ve araştırmalar birlikte değerlendirildi, ayrıca olay yerine bulunan mermim çekirdeklerine dair bir tartışmaya da yer verildi. Buna göre, 02 Ocak 2025 tarihli Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü biyoloji raporuna göre olay yerinde bulunan ve şüpheli Yiğithan veya diğer kişilerin silahından atılmadığı tespit edilen bir mermi çekirdeğinde Seyithan’ın kanı olduğu tespit edilmişti. Bu durumun hangi merminin ölüme sebebiyet verdiğine ilişkin çelişki yaratması ihtimaline karşılık yürütülen tartışmada, Seyithan’a ait olduğu düşünülen kar maskesi ve mont dışında olay yerinde gerek atlardan alınan gerek çevreden alınan hiçbir numunede Seyithan’ın kanına rastlanılmaması, 14 Şubat 2025 tarihli Erzurum Bölge Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü kriminal uzmanlık raporuna göre ilgili çekirdeğin derformasyona uğramadığı ve herhangi bir cisme çarpmadığına dair uzman görüşü belirtilmesi, kaldı ki 28 Aralık 2024 tarihli Van Adli Tıp kurumu otopsi tutanağına göre Seyithan’ın ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin deforme olduğunun ve çok sayıda milimetrik deforme metalik cisim bırakarak parçalanmış bir mermi çekirdeği olduğunun belirtilmesi hususlarına işaret edildi ve bu nedenlerle olay yerinde bulunan deformasyona uğramamış mermi çekirdeğinin Seyithan’ın ölümüne sebep vermeyeceği sonucuna varıldı.  İddianamede ayrıca, şüphelinin Seyithan ve yanında bulunan kişilerde silah olduğunu gördüğünü beyan ettiği ve bu beyanının aksinin ortaya konulamaması nedeniyle bu hususun şüphelinin lehine değerlendirilmesi suretiyle hakkında TCK 29. Maddesi uyarınca alt sınırdan haksız tahrik hükümlerinin uygulanması talep edildi. 

21 Nisan 2025 tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tensip zaptı düzenlendi.  Sanık Yiğithan Adalı hakkında adli kontrol tedbirlerinin devamına, ayrıca sanığın savunmasının alınması ve tanıkların beyanın alınması için bulunduğu yerdeki mahkemeye SEGBİS talimatı yazılmasına, Özalp Cumhuriyet Savcılığı’ndan olayla ilişkili diğer soruşturmaların akıbetinin sorulmasına karar verildi.

21 Mayıs 2025 günü ilk duruşma görüldü. Van ve Muş Baroları davaya katılma talebinde bulunsa da bu talepleri reddedildi. Sanık savunmasında kaçak mültecileri yakalamak için bölgede görevde olduğunu ve o sırada biri silahlı olmak üzere 3 atlı kişi gördüğünü ve ‘dur’ ihtarında bulunmasına rağmen durmadıkları için havaya ateş açtığını, kar yağışı ve sis nedeniyle neler yaşandığını görmediğini söyledi. Bölgenin askeri yasak bölge olduğunu ve aralarında 50 metre bulunduğunu ifade etti. Mahkeme başkanı ile sanık arasında aşağıdaki diyalog yaşandı:

-“Ateş sesi duyunca güvenliği mi sağlaman gerekiyor yoksa havaya ateş açmak mı?” 

“Karşıdan bize ateş edildiğini hatırlamıyorum, ama ateş sesi geldi. Üç yıldır onurumla burada görev yapıyorum. Kürtçe konuşsa bile bir vatandaşın ölümüne üzüldüm. Ama kaçakçılar bizi düşman olarak görüyorlar.” 

-“Siz ateş ederken ve orada bir olay yaşanırken tutanak tutmadınız mı?” 

“Biz sınırda sürekli ateş ediyoruz. Bu konuda ne kadar kurşun sıktığımız ile ilgili bir veri tutmuyoruz ve tutanak da tutmuyoruz.” 

-“Olay günü telefon kayıtlarını neden sildin?” 

“Ben günlük konuşmaları siliyorum. Önemli olan görevdir. Ben istirahate çekildiğimde tüm yazışmalarımı siliyorum.” 

-“Kollukta verdiğin ifade ile burada verdiğin ifaden uyuşmuyor?”

“Van Barosu’na ve gelen avukata güvenmediğimiz için yanlış ifade verdim. İki ifademin ayrı olmasının nedeni budur.” 

Tanık Z.D. “Seyithan’ın tüfeği yoktu ve asker isteseler gözaltına alabilirlerdi. Biz askerin ‘dur’ ikazını duymadık.” dedi. Tanık Ş.D. ise “Asker hedef gözeterek ateş açtı. İkinci kurşundan sonra amcam yere yığıldı. Asker yanımıza geldi biz yardım için yalvardık ama bize yardım etmediler. Asker ‘biz vurmadık’ diyerek çekip gittiler” dedi. 

25 Eylül 2025 günü ikinci duruşma görüldü. Saray 2. Hudut Tabur Komutanlığı bu kez, daha önceki bilginin aksine, olay yerinin ve çevresinin 1. ve 2. derecede yasak askeri bölgeleri olduğunu gösterir haritaları gönderilmişti. 11 Eylül 2025 günü ise olay yerinde bir keşif yapılmış fakat bilirkişi raporu henüz dosyaya girmemişti. Olayın yaşandığı bölgeye yer alan askeri gözetleme kulelerinde yer alan Gözetleme Radarı, Şahin Gözü ve PTZ Kameralarının olay günü kayıtlarının bilirkişi incelemesi için mahkemeye gönderilmesi için ASELSAN'a yazıya yazıya, kamera kayıtlarının 6 ay süreyle tutulduğu, bu nedenle gönderilmediği cevabı verilmişti. Duruşma sonunda sanık hakkındaki adli kontrol hükümlerinin devamına, dosya hakkında esas hakkında mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın savcılığa gönderilmesine, Kara Kuvvetleri Komutanlığına müzekkere yazılarak sanık hakkında yürütülen idari tahkikat dosyasının bir örneğinin ve var ise tahkikat dosyası içerisindeki olay yerini gören hızır termal kameranın görüntü kayıtlarının gönderilmesinin istenmesine karar verildi. 

21 Kasım 2025 günü görülen duruşmada ise celse arasında sanık ile ilgili idari tahkikat dosyasının geldiği ve burada yer alan görüntülerin bilirkişilere teslim edildiği kayda alındı. Savcı esas hakkında mütalaasında ise sanığın dur ihtarına uymayan Seyithan’a hedef gözetmeksizin ateş açarak kanunun emrini yerine getirerek hukuka uygunluk hali içinde olduğu, ancak özen yükümlülüğüne uymayarak ölümüne sebep olmasından dolayı taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasını talep etti. Durdu ailesi vekili Av. Özal Bedir ise dosyada hala toplanmayan deliller olduğunu belirtti, fakat eksik olduğunu belirttiğini delillerin toplanması talebi duruşma sonunda reddedildi. 

Bir sonraki duruşma 13 Ocak 2026 günü, saat 14.00’te görülecek.